Aşkelon Pazarı — Ucuza Al, Pahalıya Sat
Şalom · 28 Ağustos 2019
Ladino aslından çevrilmiştir. Aslını oku
Aşkelon adı şekel'den gelir.
Şekel, İsrail'in para biriminin adıdır. Şekel kelimesi, 'tartmak' anlamına gelen lişkol ile aynı köktendir.
Eskiden malın bedeli aynı ağırlıktaki şeylerle ödenirdi. Bu yüzden bazı para birimlerinin adları aynı zamanda ağırlık birimlerinin adıdır.
Drahmi–dirhem; pound hem para hem ağırlık demektir (yaklaşık yarım kilo); libra–lira; peso–peseta ise 'tartmak' anlamındaki pesar'dan gelir.
Aşkelon böylece önemli bir ticaretin yapıldığı bir alım satım merkeziydi. Arkeologlar antik çağın ekonomisini incelemek için bir yer arıyorlarsa, en iyi yer Aşkelon'dur. O dönemde Aşkelon, Akdeniz'in en büyük limanına sahipti.
2700 yıl önce Aşkelon'un surları içinde on iki ile on beş bin arasında insan yaşıyordu. Aşkelon'un sürüp ekecek bu kadar az toprağıyla bu kadar insanı beslemek imkânsızdı. Ama Aşkelon ticaret yapmayı biliyordu. Ne yazık ki Aşkelon da Yeruşalayim de Demir Çağı'nın sonunda yeni dünya gücü Babil tarafından yıkılacaktı.
Yaklaşık otuz yıl önce Aşkelon'da yapılan kazılarda bugünün süpermarketlerine benzeyen bir pazar bulundu ve bu, Orta Doğu'nun ekonomik faaliyetlerini anlamamızı sağladı. Bulunan ayrıntılar, o dönemde bir pazarın nasıl işlediğini öğretti bize. Daha önce var olmayan düşünce biçimi, bugün 'girişimcilik' dediğimiz şeydi: yeni bir iş kurabilme yeteneği.
Kayseri yakınlarında, Asurluların büyük ticaret merkezi Kaniş'te bazı kil tabletler bulundu. Kayseri, İsrail'deki Kaysarya ile aynı adı taşır. Bugün de Kayserililer alışverişte çok kurnaz diye bilinir. Kaniş'te Asurlular, Mersin ile Niğde arasındaki, Orta Toroslar'ın bir parçası olan Bolkar Dağı'ndan gelen altın ve gümüş karşılığında giysilik kumaş satıyorlardı. Bu dağlar 3.500 metre yüksekliğindedir ve Alplerin devamıdır.
Kil tabletlerde vergiler, gümrükler, arz ve talep, nakliye, maliyet ile fiyat farkı hakkında bilgiler okuyoruz. Bütün bu ayrıntılar bize bugünün ticaretini düşündürüyor.
Aşkelon yakınlarında batmış iki Fenike gemisi 1999'da keşfedildi. Bu iki gemi, Asurluların 'lojistik', yani en iyi şekilde planlama bilimindeki ustalığını gösteriyor. Bir gemiye yağ ya da şarabı zarar görmeden nasıl yükleyeceklerini çok iyi biliyorlardı. Malı en yüksek değerden satmak için kimin en iyi fiyatı verdiğini de biliyorlardı. Hezekiel (27:5-7) bize Tarşiş'ten (Tarsus) demir, kalay ve kurşunun; Bet-Togarma'dan (Kapadokya) ünlü atların ve katırların geldiğini söyler. Buğday, bal, yağ, şarap, yün ve daha nice ürün. Bütün bunlar denizin dibine batacaktır (Hezekiel'in kehaneti, 27:27).
Yine de ne Asur yazıları, ne Fenike gemileri, ne de Hezekiel'in kehaneti bize o zamanların ekonomik tablosunu verebilir. Belli bir sokakta ağırlıklar ve teraziler bulununca, orada hizmetlerin ve malların bedelini ödemek için gümüş tartıldığı anlaşıldı. Profesör Mordehay Kislev ve Ehud Weiss o döneme ait buğday tanelerini inceleyip tahılın Mısır'dan geldiğini saptadılar. Tahılın yanı sıra pazarda et, balık, içinde balıkla yumurta yenen kaplar ve Yavan'dan (Yunanistan) ithal edilmiş seramik tabaklar bulundu. Yani günlük hayat için gereken hemen her şey ünlü Aşkelon pazarındaydı. Perakende ile toptanın aynı yerde satıldığı bir pazar.
Arkeologların kazılarında bulunan bütün bu şeyler, insanların nasıl yaşadığı ve o zamanın ekonomisinin nasıl olduğu hakkında bize bir fikir veriyor.
Aşkelon'un yıldızı Nabukadnezar'ın gelişiyle söndü.
D.M. Master ve L.E. Stager'ın makalesinden uyarlanmıştır.