Esperanto Üzerine
El Amaneser · no. 229 · 13 Mart 2024
Ladino aslından çevrilmiştir. Aslını oku
1800'lü yılların sonuna doğru, Polonya, Rusya, Prusya devletlerine ait olmuş ve bugün yeniden Polonya'ya ait olan Białystok şehri, Polonyalıların, Rusların, Almanların ve bütün nüfusun %75'ini oluşturan, Yidiş konuşan pek çok Yahudi'nin yaşadığı kozmopolit bir merkezdi. Tekstil sanayiine hâkim olanlar bu Yahudilerdi. 1921'de tüccarların %88'i Yahudiydi ve fabrikaların %89'u Yahudilere aitti. 15 Aralık 1859'da Białystok'ta, Esperanto adını verdiği yapay dili icat edecek olan ünlü Yahudi Ludwik Lejzer Zamenhof doğdu. Evde anne babasıyla Yidiş, Rusça ve Lehçe konuşurdu. Okul öğretmeni olan babasından Almanca, Fransızca ve İbranice öğrendi. Okulda klasik dilleri, Latince, Yunanca, Aramice öğrendi. İtalyanca, İspanyolca ve Litvanca ile de ilgilendi. İngilizceyi çok daha sonra öğrendi.
10 yaşında 'Babil Kulesi ya da Białystok Trajedisi' adlı bir tiyatro oyunu yazdı. Tiyatro oyunu yazma fikri, Białystok'un çeşitli ulusları arasında var olan ve anlaşmak için ortak bir dilleri olmayan çatışmaları gördükten sonra geldi. 1878'de, 19 yaşındayken Esperanto'nun ilk versiyonunu yazdı ve ona 'Evrensel Dil' adını verdi. Bu ilk versiyon, Ludwik'in kitap yazmak yerine derslerine daha fazla dikkat etmesini isteyen babası tarafından yakıldı ve böylece Moskova'da ve Varşova'da tıp okudu ve iyi bir göz doktoru oldu. Kitabına geri dönmesi için 10 yılın geçmesi gerekti. İlk Esperanto kitabı 14 Temmuz 1887'de Varşova'da çıktı. Ludwik Zamenhof kitabını 'Doktoro Esperanto' adıyla imzaladı. Kitapta gramerin 165 kuralı ve Avrupa'nın belli ülkelerinin dillerinden, Roman, Germen ve Slav dillerinden (Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Sırbistan, Makedonya, Polonya, Slovakya, Çekya, Hırvatistan, Bosna, Slovenya) alınmış 917 kelime kökü vardı.
Fikir, olabildiğince kolay, en kısa sürede öğrenilebilecek bir dil icat etmekti. Görünüşe göre Lev Tolstoy Esperanto'yu çok kısa sürede öğrendi. 1911'de Anvers'te uluslararası bir Esperanto kongresi bile oldu. Bütün bunlar ortak bir dilin, farklı kültürler arasında bir dünya barışının aracı olması içindi. Bu arada Zamenhof Yahudi sorunuyla, yani antisemitizmle ve Yahudilere karşı yapılan pogromlarla çok meşguldü. 'Hibbat Siyon' Siyonist hareketinde aktifti. Ama Siyonist hareketin Yahudi halkının sorunlarını çözemeyeceğini ileri süren bir bildiri yayımladı: 'Her tür milliyetçiliğin insanlığa büyük bir felaketten başka bir şey veremeyeceğine inanıyorum.' Zamanla 'İnsaniyetçilik' anlamına gelen 'Homaranismo' adını verdiği kişisel bir felsefe geliştirdi. Ortak Çağ'dan Önce (M.Ö.) birinci yüzyılın ünlü Yahudi Bilgesi 'Hillel'in bilgeliğine dayanan bir felsefe. Bu felsefeyle Zamenhof, Yahudiler antisemitizmin kurbanı olmasın diye Yahudiliği reforme etmeye çalışıyordu.
Ludwik Zamenhof 14 Nisan 1917'de Varşova'da öldü. Esperanto öğretmek için öğretmen olan kızı Lidya, Bahai dinine geçti, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşadı, ama 1938'de Amerikalılar vizesini uzatmak istemediği için Polonya'ya dönmek zorunda kaldı ve Polonya'da Varşova gettosunda kalmaya mecbur edildi ve Treblinka'da öldü. Esperanto'nun kelime hazinesi İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Almanca, Yunanca, Latince, Lehçe, Rusça ve Yidiş'ten oluşur. Bunlar Zamenhof'un çok iyi bildiği dillerdi. Avrupa dilleriyle akrabalıkları olsa da, gramer ve telaffuz Türkçeye çok benzer. Yani Esperanto'da cinsiyet, eril ya da dişil yoktur. 'Masa' 'la meza' değil, yalnızca 'meza'dır. 'Göz' 'el ojo' değil, yalnızca 'ojo'dur. Tamamen fonetik olan telaffuzda bütün harfler her zaman aynı biçimde telaffuz edilir ve başka harflerin önünde telaffuz değiştirmez.
1907 ile öldüğü yıl olan 1917 arasında Zamenhof 14 kez Nobel ödülüne aday oldu ve Evrensel Esperanto Derneği 100'den fazla kez aday oldu. Bu ödül hiç verilmemiş olsa da, bugün bu dili konuşan 2 milyondan fazla insan olduğu söyleniyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslar arasındaki çatışmaları önlemek için 'Milletler Cemiyeti' kuruldu. İran delegesi Esperanto'nun Meclis'in resmi dili olmasını önerdi. Yalnızca Fransa, Fransızcanın diplomasideki önemini, etkisini ve prestijini kaybedeceği korkusuyla veto etti. Esperanto'nun üniversitelerde öğretilmesine, komünistlerin oyunu olduğunu söyleyerek izin vermediler. Sovyetler Birliği'nde bu dilin casusların oyunu olduğunu söylediler. Nazi Almanyası'nda bunun bütün dünyayı fethetmek isteyen Yahudilerin oyunu olduğunu söylediler. UNESCO'nun Esperanto'yu programına alması 1954'ten sonradır. MULTAJ DANKOJ = Çok teşekkürler